28 Şubat 2011 Pazartesi

Toprak

Cennetten düşerken yer yüzüne, toprağı tattım. Ölümdü belki de beklediğim. Acı verebilir miydi ki baş kaldırışımın ardından gelen, terk edilmenin verdiği acıdan fazla. Hiçliği kucaklamak istedim adeta rüzgar saçlarım okşarken. Kalbim ateşler içinde, sonsuzluk hayal oldu gözlerimde. Ve toprağı tattım. Buruktu tadı köhnede içilen içki gibi. Bir zamanlar sorgulamayan, anlamayan gözlerim gördü ilizyonun ardındaki kaybolmuşluğu. “Neden ben” sorusunu sorduğum milyonlarca andan biriydi belki de düşüşüm. Ne melekler geldi yardımıma nede erdemliler. Yalnızdım sadece ıslak toprak ve ben vardım. Masumiyet, umut, umutsuzluk yoktu sadece toprak vardı başımı yasladığım. Beni inandırmaya çalışan, her şeyin kendisinden ibaret olduğuna. Kovulmuşluk duygusuydu üzerimdeki şeytanın tanrıya karşı hissettiği gibi.İliklerimde şimdi. Terkediliş ve toprak. Düşlerimin ardındaki baş kaldırış cehennem ateşindeki hiçliği beklerken tattığım yağan yağmurda yüzüme bulaşan çamurdu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder