28 Şubat 2011 Pazartesi
Toprak
Cennetten düşerken yer yüzüne, toprağı tattım. Ölümdü belki de beklediğim. Acı verebilir miydi ki baş kaldırışımın ardından gelen, terk edilmenin verdiği acıdan fazla. Hiçliği kucaklamak istedim adeta rüzgar saçlarım okşarken. Kalbim ateşler içinde, sonsuzluk hayal oldu gözlerimde. Ve toprağı tattım. Buruktu tadı köhnede içilen içki gibi. Bir zamanlar sorgulamayan, anlamayan gözlerim gördü ilizyonun ardındaki kaybolmuşluğu. “Neden ben” sorusunu sorduğum milyonlarca andan biriydi belki de düşüşüm. Ne melekler geldi yardımıma nede erdemliler. Yalnızdım sadece ıslak toprak ve ben vardım. Masumiyet, umut, umutsuzluk yoktu sadece toprak vardı başımı yasladığım. Beni inandırmaya çalışan, her şeyin kendisinden ibaret olduğuna. Kovulmuşluk duygusuydu üzerimdeki şeytanın tanrıya karşı hissettiği gibi.İliklerimde şimdi. Terkediliş ve toprak. Düşlerimin ardındaki baş kaldırış cehennem ateşindeki hiçliği beklerken tattığım yağan yağmurda yüzüme bulaşan çamurdu.
15 Şubat 2011 Salı
Bu şarkılar da olmasa...
Ölüm… Sizler için bitiş olmuştur hep. Ben ve benim gibilerinse kalbine saplanan her hançerde tattığı zemheri… Ölümden sonra hayat var mıdır diye sorar insan yaşadığı hayallerinden yoksun,düzenin dayattığını nefes alma eylemini hayat zannederek. Hani derler ya, öleceği vakit hayat insanın gözünden bir film şeridi gibi geçermiş odur belki yaşadığım. Öyle bir hal ki bu, marketten ucuza alınmış bir şarap gibi. Buruk, içimi ürperten ve zaman zaman midemi kaldıran. Tüm bunlara rağmen huzurlu bir dokunuş düşünmemi engelleyen. Şeytan bunu söylese de bana bu sefer değil… Düşünmek, düşmek hatta ölmek istiyorum. Düşünüyorum kaç kere öldüm sayısını bile hatırlamazken eski bir şarkı çalıyor. Hissediyorum bir an. Garip. Tıpkı İstanbul sokaklarında gezerken genzimdeki egzoz tadını temizleyen tatlı bir yağmur misali birkaç damla yaş akıyor. Artık biliyorum. Zemheri ayazı da olsa hissettiğim hissetmek her şeye değer…
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
