18 Ekim 2010 Pazartesi

Maske

Bir maske var yüzümde. İçi sırlanmış tıpkı bir ayna gibi. Öyle bi maske ki yüzümde olduğu zaman bana kendimi güvende hissettiren. Beni hayatın anlaşılmazlıklarından koruyan ve takılı kaldığı sürece evet artık ben’im dediğim. Her ne kadar dışarıdaki yüz farklı olsada... Kendimi inandırdığım bir yalan belkide bu maske içten içe korkularımı görmemi ve yüzleşmemi önleyen. Zamanın aynasından kendime bakıyorum bugun uzaktan. Bir kahraman görüyorum. Öyle güçlü duruyorum ki. Yüzümde koca bir gülümseme, hayat denilen kumarda büyük ödülü kazanmışım ve öyle ki hiçbirşey bileğimi bükemezmiş...Derken maskenin üzerindeki beş harfe ilişiyor gözlerim. Yalan... Bunca zaman arkasına sığındığım maskenin ta kendisi. Ne zaman aynaya baksam bana “senin suçun değil sen böyle olmak istemedin bunu sana insanlar yaptı güçlü görün ki daha fazla zarar görme” diyen. Söylediğim gibi koca bir yalan. Uzun zamandan sonra belki ilk defa maskemi çıkartıyorum ve kendime bakıyorum. Biraz yaşlanmışım. Kalbimdeki yaralar yüzüme yansımış. Soruyorum gerçek olan ben’e; “suçlu kim” diye. Cevap net ve ani oluyor. “Sen” ve devam ediyor. “Tüm bu kötülüğü kendine sen yaptın. Bide yetmezmiş gibi yüzüne o maskeyi taktın”. Bugün maskemin düştüğü gün belkide. Yaralarım kabuk bağlayıp iyileşmeye başlıyor. Yaşamayı göze alıyorum bugün aslında acı çekmeyi göze aldığım gibi. Yansımam bana gülümsüyor ilk defa. Artık biliyorum. Hissiz bir cehennemde sonuzluktansa, acı dolu fakat gerçek bir hayatta karanlık içindeki ışığı aramaya çıkıyorum bugün...