19 Kasım 2009 Perşembe

Sonbahar

Sonbaharda dökülen yapraklar, her biri farklı bir hikaye anlatır aslında görmesini bilirsek. Ölüm ve yaşam, ikisi de birbirinden farklı değildir aslında anlamaya çalışırsak. Yaşam başlar, yağmur ve fırtınalara göğüs germeye çalışan, savunmasız, yeni filizlenmiş bir yapraktan farkımız yoktur. Savunmasızızdır, deneyimsiz düşe kalka var olma çabasının içine gireriz. Aldığımız her darbe kar tanesi kadar beyaz vicdanlarımızda siyah lekeler oluşturur. Başımızı her yastığa koyduğumuzda ve unutmak için tanrıya yalvardığımız lekeler. Keşke böyle olmasaydı, keşke seçeneğim olsaydı diye kendi cehennemimizde dolanır dururuz sonucu kabullenmeden tıpkı kendi kanında boğulanlar gibi. Önümüzde iki yol vardır. Kabullenmek veya geçmişin gölgelerinde takılı kalıp yaşamaya çalışmak. Herkesin düştüğü yanılsama geçmişin düzeltilebileceğine inanmak olmamışmıdır zaten. İkinci yol seçilir ve çakıl taşlarıyla döşenmiş yolda ilerleme çabası başlar. O kadar zordur ki çoğu zaman takılıp düşeriz ve umut dolu gözlerle bakarız birinin gelip bizi kaldırmasını dileyerek ta ki o yolda sadece yalnızlık olduğunu farkedene dek hayatın her noktasında olduğu gibi. Umudumuz yiter ve kalbimiz kararır ve nefreti tadarız zamanla. Tutunacak tek şey bizi güçlü kılan ve hissizliğe götüren. Bu sefer kaybettiğimiz şey duygularımızdır ve hala yoldayızdır kaybolmuş ve yalnız bir okadar da kör kalabalığa kendimizi kaptırmış. Derken farkına varırız. Bir bakarız ki kat ettiğimiz yol arpa boyunu geçememiş, bir bakarız ki tek başına yalnızız. Artık canımız yanmaz kapkara olan kalbimizde olan tek duygu nefrettir kendimizden utanırız ve kabullenmenin ardından gelen yeni hikayeye kucak açarız. Nefretle yoğurulan biri için kolay olmayan bu yol kendimize bakmamız için uzun bir zaman tanır bize belki çakıl taşları yoktur ama adeta aynalarla bezenmiştir. Attığımız her adımda karanlığımızı ve günahlarımızı görürüz birdaha olmamasını dileyerek kararan kalbimizdeki günahları göz yaşlarımızla yıkarız hissetmeyi ve hissedilmeyi umarak.Geçmiş ölümle kucaklaşmıştır çoktan ve ölüm her zaman vaad ettiği yeni başlangıcı utangaç bir kız gibi hiçbir açıklama yapmadan elimize sıkıştırıp çoktan gitmiştir. Yol uzundur eskisi gibi önemli olan kendimizi bulmak ve kabullenmektir...

2 yorum:

  1. Bana göre önemli olan yolda olmaktır.

    Çok güzel bir yazı olmuş.Bu filizlenme işini her okuyuşumda her düşünüşümde sanki bende tekrardan filizleniyorum.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim. Sana bişeyler hissettirebildiysem benim için önemli olan budur saol:))

    YanıtlaSil